Uluslararası Çevre: Yaşam ve Sürdürülebilirlilik Konferansı Başbakan Ersin Tatar’ın Katılımıyla Gerçekleştirildi


Yakın Doğu Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi “Uluslararası Çevre: Yaşam ve Sürdürülebilirlik Konferansı” düzenledi. Yoğun bir katılım ile gerçekleştirilen konferansın açılışı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Ersin Tatar tarafından gerçekleştirildi.
“Uluslararası Çevre: Yaşam ve Sürdürülebilirlik Konferansı’nın” açılış törenine Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli, Türk Dünyası Mühendis ve Mimarlar birliği temsilcisi Recep Karamehmetoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç Dr Mustafa Kurt, İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, Yakın Doğu Üniversitesi Nobel ödüllü öğretim üyesi Prof. Dr. Azhari Ahmad ve yurt dışından gelen bilim insanları, öğretim üyeleri, öğrenciler ve davetliler katıldı.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi Pembe salonda gerçekleştirilen konferansın ilk günü Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, Türk Dünyası Mühendis ve Mimarlar Birliği temsilcisi Recep Karamehmetoğlu, Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Kurt, Konferans Organizasyon Komitesi Başkanı ve İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, konferansın ikinci gün oturumunda ise Başbakan Ersin Tatar birer konuşma yaptılar.

Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak Su ve Çevre Sorunlarına Karşı Her zaman Hassas olduk ve Önemli Çalışmalar Yaptık”
Konferansın ilk açılış konuşmasını yapan, Yakın Doğu Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak ilk Uluslararası Su konferansımızı 22 yıl önce 1997 yılında düzenlemiştik. Su sorunu, her zaman Çevre sorunlarının önemli bir parçası olmuştur. Günümüzde maalesef “çevre sorunları”, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hala kritik düzeydedir” sözleriyle açılış konuşmasına başladı.

Prof. Dr. Gökçekuş, sürdürülebilirliğin, insanoğluna, iş dünyasından teknolojiye, çevreye ve sosyal bilimlere kadar dünyanın pek çok yönünü anlama olanağı sağlayan geniş bir disiplin olduğunu belirterek, “Kısacası, sürdürülebilirlik, doğal çevremizi, insan ve ekolojik sağlığımızı içeren gezegenimizin korunmasında hayati bir rol oynar, aynı zamanda yeniliğe öncülük eder ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeden ihtiyaçlarımızı karşılar” dedi.

Konferans temasını daha iyi bir perspektife yerleştirmek için, başlıca çevresel sorunların evrimine hızla göz atılmasına değinen Prof. Dr. Gökçekuş, “19. yüzyılın başından önce su arıtımı ve güvenli tüketim suyu temini ön plana çıktı. 20. yüzyıl, atık su arıtımındaki ve atık suların yeniden kullanımı, mikro kirleticiler ve tehlikeli maddeler gibi yeni kavramların tanınması ile hatırlanacaktır. Bu yüzyılda, iklim riskleri ve küresel ısınma yılı olacak ve bu da dünyanın savunmasız bölgeleri için yepyeni bir sürdürülebilir yönetim stratejisi gerektirecek ciddi çevre sorunlarına ve su kıtlığına yol açacak” diyerek sözlerine devam etti.


“İklim Değişikliği Dünyamızın en büyük sorunu” …
İklim değişikliğinin günümüzün en önemli sorunu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, iklim değişikliği ile ilgili nedenlerle, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler aktardı. Prof. Dr. Gökçekuş konuşmasının devamında “Bugün, biz insanlar olarak, iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın etkisinden muzdaripsek, bunun hızlı ve kontrolsüz bir sanayileşme sürecinden kaynaklanmaktadır. İklim değişikliği zararlı insan faaliyetleri nedeniyle gün geçtikçe artmaktadır. İklim değişikliğinin tüm gezegeni etkileyen en acil mesele olduğu açıktır, çünkü tarımsal üretkenlik, artan su stresi, yükselen deniz seviyeleri ve özellikle dünyanın gelişmemiş bölgelerindeki insanların sağlığına yönelik yüksek risklerin ardındaki temel sebep iklim değişikliğidir. Bu nedenle, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın sonuçlarının üstesinden gelmeye çalışırken, bu konferans aracılığıyla, bilim insanları, karar vericiler, politikacılar, çevreciler, öğrenciler, iş dünyasından temsilciler, sanayi kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, sürdürülebilirlik yöneticileri, uzmanlar ve bu konunun farkında olan araştırmacılar dahil olmak üzere geniş bir gruba ulaşmayı hedefliyoruz. Bu konferans esnasında saygın katılımcılar tarafından yapılan değerli katkılarla, bu konferansın sonunda önemli bir sonuç; dünya çapında bir perspektif çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.

Konferansın düzenlenmesinde emeği geçen ve konferansa katılan herkese teşekkürlerini ileten Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, konferansa olan desteklerinden dolayı Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı: Prof. Dr. İrfan Suat Günsel’e de ayrıca teşekkür etti. Konferansta sunulan seçilmiş bildirilerin dünyanın önde gelen yayınevi olan Springer tarafından yayınlanan “Journal of Desalination” ve “Water Treatment”de yayınlanacağını da belirten Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, bu iki seçkin yayın fırsatı için Prof. Dr. Jim La Moreauox ve Prof. Dr. Süreyya Meriç’e de teşekkür ederek, konuşmasını tamamladı.

Doç. Dr. Mustafa Kurt; “İnsan Merkezlilikten Uzaklaşıp Yerküre-Merkezli Pratiklere Yoğunlaşmalıyız” …
Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Mustafa Kurt ise açılış töreninde yaptığı konuşmasında; “Konferansın adındaki “hayatta kalma’ ve ‘sürdürebilirlik’ kavramları çevre söz konusu olunca çok önemli. ‘Hayatta kalma’ Darwin’inin doğal seleksiyon nosyonuyla açıklanamaz artık. İnsanların, kirlilik, atık, çarpık yapılaşma gibi, doğaya rağmen yarattıkları bir seleksiyon var artık. İşte bu nedenle, bundan sonra avrosantrik ve insan-merkezli yaklaşımlardan uzaklaşmamız gerekmektir. İnsan ve çevre deneyimi ekseninde Doğu ve Güney Amerikalı bakış açısından da bakmalıyız hayata. İnsan merkezlilikten uzaklaşıp Yerküre-Merkezli pratiklere yoğunlaşmalıyız. Bugünden itibaren, atacağımız her adımda, sürdürebilirlik ilkesiyle, yerküreyi bütün canlılarıyla gözetmeliyiz artık. Bu olmazsa, hızlı bir yok oluşla sonuçlanacak gibi görünüyor yerkürenin varlığı” diyerek sözlerini noktaladı.

Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli; “Kentimde Bilim Adına Bu Tür Çalışmalar Yapılmasından Mutluyum”
Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli de sözlerine, “Kentimden sizlere günaydın demekten mutluyum ve kentimde bilim adına bu tür çalışmalar yapılmasından mutluyum. Katkı koyan herkese teşekkür eder. Yakın Doğu Üniversitesini Tebrik ediyorum” diyerek başladığı konuşmasına, “Gönyeli kentini devraldığım zaman nüfusu 9.000 kişiydi. Gönyeli şu an 30.000 nüfusa ulaştı. Nüfus artıyor. Bizde daha uzun yaşadığımızda yaşamı çoğaltıyoruz. Tabi yaşamı çoğaltırken kalitesini de yükseltmeye çalışıyoruz. Sayısal ve eğitsel olarak yaşamı çoğaltmaya çalışıyoruz. Bunun ile ilgili kentimizde ve ülkemizde mesafeler aldığımızı düşünüyorum” diyerek devam etti.

“Ülkemiz Küçük Bir Ülke ve Hızla Çoğalıyoruz. Bu Yüzden Dengeler Çok Kolay Değişiyor”
Başkan Ahmet Benli yaşamın çoğalmasının sonucunu olarak daha çok bina, daha çok yol yapılmasının olduğunu belirterek bunun da daha fazla alanın kullanılması ve daha fazla binanın ısıtılması gerekliliği anlamına geldiğine dikkat çekti. Ahmet Benli “Vatandaşımızın hayat kalitesini de artırmaya çalışıyoruz. Yaşadığımız mekânların daha iyi soğutulmasına, kışları da daha iyi ısıtılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Kaliteli alanlarımızı arttırmaya çalışıyoruz. Bu çalışmaları yaparken de şunu demiyoruz; asfaltımızı veya yolumuzu yaptık bunun ömrü 10 yıldır. Nasıl olur bunu 15 yıla uzatırız veya binamızın içerisine kattığımız enerjiyi bir gün değil iki gün aynı enerjiyi nasıl kullanabiliriz demiyoruz. Ülkemizde bütün bunları kullandıktan sonra da gönderdiğimizde tekrar dönüştürüp kullanmıyoruz. Örneğin her sene atıkları çoğaltıyoruz ama gönderdiğimiz yerde bunun detayını almıyoruz. Enerjiyi almıyoruz sadece gönderiyoruz. Atık suyu gönderdiğimizde o suyu tekrar kullanmıyoruz ve içerisindeki çamuru tekrar alıp kullanmıyoruz. Sonuç itibari ile ülkemizde hizmet kalitesini artırmaya uğraşıyoruz. Üstelik bizim ülkemiz küçük bir ülke hızla çoğalıyoruz bu yüzden dengeler çok kolay değişiyor. Bu konferansın bizlere özellikle yönetim pozisyonunda olan insanlara ve halkımıza sadece almakla olmadığını, bunun nasıl sürdürülebilir olduğunu görüyoruz. Bize yeni fikirler üretmesi adına, ışık tutması adına çok faydalı olacağını düşünüyorum, başarılar dilerim” dedi.

Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel; “Bu Tür Uluslararası Konferanslar Bizlerin Çalışmalarında Her Zaman Yol Gösterici Olacak”
KKTC Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel de konferansta yaptığı konuşmasında; “Daha yaşanabilir bir çevre adına ülkemizde yapılan faaliyetlerden bir tanesi olan “Uluslararası Çevre: Yaşam ve Sürdürülebilirlik Konferansı’nın” açılışında bulunmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Bizlerin çalışmalarında her zaman yol gösterici olacağına inandığım bu güzel etkinliği gerçekleştirenlere teşekkür etmek istiyorum diyerek sözlerine başladı.

Bakan Üstel; “Çevre Derslerinin Çok Küçük Yaş Sınıflarında Okul Müfredatlarına Girebilmesi İçin Çalışmalarımız Aralıksız Sürüyor”
Bugün dünyada çevre sorunları tartışıldığında her zaman ortaya çıkan bir gerçek olduğunu, bunun da çevrenin kendi başına bir sorun olmadığını, aslında insanların çevreye yarattığı sorunlar olduğuna vurgu yapan Bakan Üstel, “Onun için çevreyi tartışırken, kirliliğe karşı çözümler üretirken mutlaka insan odaklı çözümler üzerinde yoğunlaşması gerekmektedir. Aksi takdirde bulunacak çözümler geçici ve sonuca ulaşmayacak çözümler olacaktır. Bizler Bakanlık görevini devraldığımız günden itibaren çevre konusunda özellikle eğitimle başlayan bir sürecin, yapılacak tüm bu çalışmaların temelini teşkil edeceğini düşündük ve önceliğimizi çevre bilincine ve eğitimine verdik. Önümüzdeki süreç içerisinde çevre derslerinin çok küçük yaş sınıflarında okul müfredatlarına girebilmesi için çalışmalarımız aralıksız devam edecektir. Anımsayacağınız üzere geçtiğimiz günlerde ülkemizde bir ilk olan tehlikeli atık bertaraf tesisi özel girişimcilerimiz tarafından hizmete başlamıştır. Bakanlığımızın da büyük destek verdiği bu ve benzeri tesislerin ülkemizde yaygınlaşması ve alternatif bertaraf yöntemlerinin çoğalması hedeflerimiz arasındadır.”

Bakan Üstel; “Çevre Sorunu, Evrensel Bir Sorundur. Çevre Geleceğe Bırakacağımız Ortak Mirasımızdır.”
Çevresel sorunlar ile ilgili denetim mekanizmalarını daha da etkin bir hale getirmek için de yoğun bir uğraş verdiklerini belirten Bakan Üstel, yapılan denetimlerin ve sonuç raporlarını da şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaştıklarını söyledi.

Çevre alanında Avrupa Birliği ile yürütülen mevzuat uyumlaştırma ve tüzük çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini de açıklayan Bakan Üstel, çevre ve ülkemizin canlılarındaki çeşitlilik ve zenginliğin hepimiz için bir ortak değer olduğuna vurgu yaparak, Çevre sorununun, evrensel bir sorun olduğunun, sadece bizim değil tüm Dünyanın önemli bir sorunu olduğunu ve Çevre sorunlarına bu perspektiften bakılmasını gerekliliğinin altını çizdi.

Bakan Üstel; “Çevre Konusunda, Yakın Doğu Üniversitesi Gibi Ülkemizin Lokomotifi Konumundaki Üniversiteleri ile Yakın İşbirliklerimiz Devam Edecektir”
Bakan Üstel konuşmasının devamında “Hükümet olarak çevrenin korunması konusundaki desteğimiz ve kararlılığımız sürecektir. Bizler, daha yaşanılabilir bir çevre, doğal yaşamın zenginliği ve insan sağlığının mümkün olduğu kadar fazla oranda korunduğu bir yaşamı ortaya çıkarmak için kararlıyız. Çevre örgütleri ile daima birlikte hareket etmek istiyoruz. Bu bağlamda, çözüm önerilerini de birlikte paylaşmaya hazırız ve ülkemizin şartlarını da göz önüne alarak en ideal çözüm yöntemlerini birlikte bulabileceğimizi düşünüyoruz. Çevre konusunda, tıpkı Yakın Doğu Üniversitesi gibi ülkemizin lokomotifi konumundaki üniversiteleri ile yakın işbirliklerimiz devam edecektir. Çevresel sorunlarda, başta Yakın Doğu olmak üzere üniversitelerimiz ile ortak hassasiyete dayalı güç birliği yaratacağız.

Çevre, ekonomiden turizme, enerjiden doğal afetlere ve deniz kirliliğine kadar birçok konuyu içine alan çok geniş bir konu… Dolayısıyla, konferans boyunca siz değerli akademisyenlerin ortaya koyacağı fikir ve düşünceler gerek ülkemizin çevre politikası gerekse günlük çevre sorunlarımızın çözümünde bizlere büyük faydalar sağlayacaktır. Konferanstan ortaya çıkacak sonuçların yapacağımız çalışmalarda bizlere her zaman yol gösterici olacağına inancım tamdır.”

Başbakan Ersin Tatar, “Atıkların Miktarında ve Türlerinde Artış Var”
Başbakan Ersin Tatar ise yaptığı konuşmasında, Ülkemizin de dünyanın da en önemli sorunlarının başında çevre geliyor. Ekonomi biliminin yegâne amacı, bugünkü kuşağın ihtiyaçlarını gelecek kuşakların ihtiyaçlarını bozmadan karşılama olan sürdürülebilir kalkınmayı sağlamaktır dedi.

Atıkların miktarında ve türlerinde artış olduğuna dikkat çeken Başbakan Ersin Tatar, çevrenin bütün canlıların yaşamında önemli bir rol oynadığını; Nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme gibi faktörlerin çevre kirliliğinin artmasında önemli bir etken olduğunun altını çizdi.

Tatar, çevre sorunlarının özellikle geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya gündemini işgal eden büyük sorunların başını çektiğini, nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşmenin hızlanması gibi faktörlerin çevreye bırakılan atıkların miktarında ve türlerinde de artış gösterdiğini vurguladı.

Çevre Sadece Bizim Değil Dünya’nın Sorunu…
Başbakan Tatar, çevre kirliliğinin başlıca hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği olarak karşımıza çıktığını, çevre sorunlarının artmasının, çevre kirliliğinin boyutlarını katı atık kirliliği olarak şekillenen yerel kirlilikten, asit yağmurları olarak şekillenen bölgesel kirliliğe ve küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesi olarak ortaya çıkan küresel kirlenmeye kadar genişlediğini belirtti.

Sürdürülebilir Kalkınma Önem Kazanıyor…
Çevre kirliliğinin boyutlarının ve zararlı etkilerinin artmasının kalkınma ve büyüme çabalarında çevre konusuna olan duyarlılığı arıttırdığını vurgulayan Başbakan Tatar, bu çabaların özellikle gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye düşürmeden bugünkü neslin ihtiyaçlarını karşılamak olarak ifade edilen “sürdürülebilir kalkınma” kavramının gerek ulusal ve gerekse uluslararası boyutta önem kazanmasına neden olduğunu söyledi.

Gezegenimizin Sınırlılığı İçinde Yaşamı Biçimlendirmeliyiz…
2050’de mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının devam etmesi ve dünya nüfusunun 9,6 milyara ulaşması halinde, yaşamımızı sürdürebilmek için 3 gezegene ihtiyaç duyulacağı hesaplandığını belirten Başbakan Ersin Tatar, sağlıklı bir gelecek için en iyi strateji, gezegenin sınırlılığı içinde yaşamı biçimlendirmektir dedi.

Çevre Politikalarının Gözden Geçirilmesi Şart…
Başbakan Tatar konuşmasının sonunda ise; “Ülkemize Türkiye’den gelen yüksek kalitedeki suyun, mutlaka geri kazanılmasını sağlayacak olan sürdürülebilir bir yönetim stratejisi uygulayarak yararlanmalıyız. Başta turizm, eğitim ve tarım olmak üzere hayatın her alanında sürdürülebilirliğin ancak sağlıklı bir çevrede mümkün olabileceğinin bilincindeyiz.

Dünya’nın sağlıklı geleceğinin kaynakları gezegenin sunabileceklerinin sınırlarını bilerek tüketmekten geçtiğinin bilincinde olan hükümetimiz bu konudaki politikalarını gerçekler temelinde geliştiriyor ve gereken önlemlerin alınması için çalışıyor. Gezegenin kendini yenileme kapasitesi içerisinde eğer onun kurallarına uyarsak hep beraber sürdürülebilir bir toplum yaratabilecek ve bu toplum içerisinde mevcut tüketim kültürümüzü yeniden tanımlayarak refah içinde yaşayabileceğiz” ifadelerine yer verdi.

Başbakan Tatar’a Teşekkür Plaketi Verildi, Anı Fotoğrafı Çekildi
Başbakan Ersin Tatar’ın büyük ilgiyle izlenen konuşmasının ardından, Kongre Başkanı ve Yakın Doğu Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş tarafından Başbakan Ersin Tatar ve diğer katılımcılara teşekkür plaketleri ile katılım belgeleri takdim edildi. İzleyiciler tarafından gösterilen büyük ilgi üzerine Başbakan Ersin Tatar katılımcılarla birlikte bir anı fotoğrafı da çektirdi.

Post Author: israrhussain