YDÜ, Uluslararası EMI Girişimcilik ve Sosyal Bilimler Kongresi’nde başarıyla temsil edildi


Yakın Doğu Üniversitesi öğretim üyeleri, Kıbrıs Sosyal Bilimler Üniversitesi ev sahipliğinde, Lefkoşa’da Nişantaşı Üniversitesi ile Haliç Üniversitesi işbirliği ile DİLKUR Akademi tarafından organize edilen ve yüzlerce akademistenin katıldığı Uluslararası EMI Girişimcilik ve Sosyal Bilimler Kongresi’nde, Yakın Doğu Üniversitesini temsil ettiler.

Girişimcilik ve yönetim başta olmak üzere sosyal bilimlerin her alanından özgün bilimsel çalışmaların kabul edildiği kongrede, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yeniasır, Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Burak Gökbulut ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Esra Karabacak, “Garip ile Senem Adlı Halk Hikâyesinin Uygur Türk Varyantı Üzerine Bir İnceleme” ve “Bir Sözlük Mukaddimesinin Dilbilimsel Değerlendirilmesi: Kâmûs-ı Türki” adlı çalışmalarıyla katkı koydular. Prof. Dr. Esra Karabacak aynı zamanda sempozyumda oturum başkanlığı görevinde de bulundu.

Sunulan çalışmada, Âşık Garip hikâyesiyle, Garip ile Senem hikâyesi karşılaştırılması yapılarak hikâyeler arasındaki benzerlikler ile farklılıklar anlatıldı. Prof. Dr. Esra Karabacak ise, “Bir Sözlük Mukaddimesinin Dilbilimsel Değerlendirilmesi: Kâmûs-ı Türki” çalışmasıyla, Şemsettin Sami’nin sözlük kavramını dönemine göre farklı bir biçimde ve kaynak olacak nitelikte ele alışı üzerinde durdu.

“Garip ile Senem Adlı Halk Hikâyesinin Uygur Türk Varyantı Üzerine Bir İnceleme”
Türkiye sahası Âşık Garip hikâyesiyle, Uygur sahası Garip ile Senem hikâyesi karşılaştırıldığında hikâyeler arasında benzerlikler olsa da özellikle farklılıklar dikkat çektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ile Yrd. Doç. Dr. Burak Gökbulut, çalışmayla ilgili olarak şunları anlattı: “Garip ile Senem’in (GS) Uygur Türk varyantında Şah Senem’in babası padişah, Garip’in babası ise vezirdir ve her iki kahraman da Karahanlıların Diyarbekri şehrinde doğmuştur. Türkiye sahası Destân-ı Hikâyet-i Maksûd (DHM) hikâyesinde ise Garip’in babası bir bezirgândır ve Tebriz’de yaşamaktadır. Ancak DHM’de aile, GS’deki gibi çocuksuzluk sıkıntısı çekmez ve kahramanın doğumu epizotu hikâyede bulunmaz. Ayrıca DHM’de Garip’e ad verilmesi kısmı da yer almaz. DHM’de Garip’in adı Resul’dür ve adı Tiflis’e gittiğinde değiştirilir. Kahramanların âşık olmalarına bakıldığında, GS’de kahramanların birlikte büyüdükleri sırada yavaş yavaş birbirlerine âşık oldukları görülmekteyken DHM’de Garip, Senem’i rüyasında görerek âşık olur ve onu bulmak için Tiflis’e gider. Bir saz âşığı olan Garip, Tiflis’te Senem’in babasıyla tanışır ve adamın konağında saz çalarken Senem’le karşılaşır ve âşık olurlar. GS’de sevgililer birlikte büyüdüğü için karşılaşma gerçekleşmez. Garip ile Senem hikâyesinin epizot yapısının incelendiği bu çalışmada toplamda on bir epizot incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu iki varyanta bakıldığında hikâyelerin olay örgülerinin birbirlerinden uzak olduğu ve epizotlarının da değişiklikler gösterdiği görülmektedir.

“Bir Sözlük Mukaddimesinin Dilbilimsel Değerlendirilmesi: Kâmûs-ı Türki”
Prof. Dr. Esra Karabacak ise “Bir Sözlük Mukaddimesinin Dibilimsel Değerlendirilmesi: Kâmûs-ı Türki” adlı çalışmasında şunları vurguladı: “Sözlükler hemen her çalışmamızda hatta günlük hayatımızda ihtiyaç duyduğumuz temel kaynaklardır. Sözlük, bir dildeki kelimelerin tümünü veya bir kısmını genellikle alfabe sırasına göre aynı dil veya başka bir dil aracılığıyla tanımlayan eserdir. Şemsettin Sami’ye göre kamus; lugat kitabı bir dilin bütün kelimelerini açıklama ve yorumlamalarını içine alan kitap, sözlük bir dilin bütün veya belli bir devirde kullanılan kelimelerini alfabe sırasına göre içinde bulundurup manalarını açıklayan veya başka dillerdeki karşılıklarını gösteren kitap, lugat olarak tanımlandı. Bu çalışmada Şemsettin Sami’nin sözlük kavramını dönemine göre farklı bir biçimde ve kaynak olacak nitelikte ele alışı üzerinde durulmuştur. Şemsettin Sami, sözlük kavramını değişik bir açıdan ele almış, sözlük dil bağlantısının önemi üzerinde durmuştur. Sözlük, bir dildeki kelimelerin tümünü veya bir kısmını genellikle alfabe sırasına göre aynı dil veya başka bir dil aracılığıyla tanımlayan eserdir. Ona göre sözlük bir dilin hazinesidir. Bu hazine kelimelerden meydana gelir. Eserin ön sözünün dil ve dilbilgisi tarihi açısından önemli bir kaynak olduğu söylenebilir. Daha sonra yazılmış bazı sözlüklerin ön sözleri de bu şekilde değerlendirilirse sadece ön sözlerde ortaya önemli bir kaynak eser, bir başvuru kitabı çıkacaktır.”

Post Author: israrhussain