YDÜ İletişim Fakültesi, Harvard Üniversitesi’nde Temsil Edildi

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap, Öğretim Görevlileri Ayhan Dolunay ve Çağdaş Öğüç ile birlikte, Amerika’nın önde gelen üniversitelerinden Harvard Üniversitesi’nde düzenlenen, Uluslararası Eğitim ve Teknoloji Konferansı (International) Educational Technology Conference, IETC-2017)’nda, iki bildiri sunarak, ülkemizi ve Yakın Doğu Üniversitesi’ni başarıyla temsil etti.

“Yeni Medya” ve Habermas Burjuva Kamusal Alan Teorisi Karşılaştırıldı
Kasap, Dolunay ve Öğüç, sundukları “The Educational Qualification of Social Media: A Search for a New Public Sphere” (Sosyal Medyanın Eğitsel Niteliği: Yeni Bir Kamusal Alan Arayışı) adlı bildiride, yaklaşık kırk yıl kadar önce (1970’li yıllarda) bilgi ve iletişim tabanlı araştırmalarda, sosyal, psikolojik, ekonomik, politik ve kültürel çalışmalar yapan araştırmacılar tarafından ortaya atılmış “Yeni Medya” kavramının, 1990’larda önemli bir ivme kazanan bilgisayar ve internet teknolojisi ile birlikte genişlemesi ve farklı boyutlara ulaşması ardından; 2000’li yıllarda, yeni medya kapsamına “sosyal medya” platformlarının/sitelerinin de kurularak eklenmesi ile birlikte, bireyler arası iletişimin, “vazgeçilmez” hale gelen bu yeni mecrada taşınmasından hareketle önce “internet-yeni medya-sosyal medya” incelemesi yaptıklarını ifade ettiler.

Bu kapsamda, Doç.Dr. Fevzi Kasap, Ayhan Dolunay ve Çağdaş Öğüç, çalışmaları ile ilgili yaptıkları ortak açıklamada, “Sosyal medya siteleri üzerinden, gerçekleşen ilgili iletişim, ‘eğlence’ temalı olmakla birlikte; bir yandan da, aynı sitelerde, bazı toplumsal veya küresel sorunların, çeşitli şekillerde ifadesi ve tartışılması söz konusu olmaktadır. Bu niteliği, sosyal medyanın, Habermas’ın, ‘Public Sphere’ (öffentlichkeit) olarak adlandırdığı, burjuvaların, toplumsal hususları tartışarak, çeşitli kararlar ürettikleri ve bu kararların toplumsal yaşam ve yine toplum yaşamını düzenleme altına alan yasaların oluşumunda etkili olduğu olgunun, güncel hali olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı düşüncesine ve bu çerçevede de güncel tartışmalara yol açmaktadır.

Sosyal medyanın, yeni bir kamusal alan olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışması, çalışmanın odak noktasını oluşturmakta olup; sosyal medyanın, Habermas’ın Burjuva Kamusal Alanı gibi, toplumsal sorunların ve hatta daha kolay iletişim olanakları sayesinde artık küresel çapta bir toplumsal – küresel katılım ile eğitsel nitelikte tartışmalar için kullanılarak, toplumsal – küresel önemli sonuçlar doğurmakta etkili olup olamayacağının sorgulanması amaçlanmıştır.

Çalışmada, alan, katılım ve yarattığı etkiler bakımından iki kavramın önemli benzerlik ve farklılıkları belirlenmiş; sosyal medyanın doğru kullanımı ile, önemli toplumsal, hatta küresel hususlarda, etki yaratabileceği saptanmıştır” ifadelerini kullandı.

Mahkeme Kararları İle İlgili Sosyal Medya’da “Kurban”ların Temsili Ele Alındı
Kasap, Öğüç ve Dolunay, Harvard Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta sundukları ikinci bildiri olan, “The Representation of the Victim as a Social Construction in Court News” (Bir Sosyal İnşa Olarak Mahkeme Haberlerinde Mağdurun Temsili) ile de, İnternet haberciliğinin, geleneksel medyaya kıyasla, cep telefonlarımız aracılığı ile dahi erişilebilecek kadar günlük yaşantımızın vazgeçilmez bilgi edinme aracı olması; yine ücretsiz, hızlı ve saniye bazında haberlerin iletilebilir olması nedeniyle, en kolay ulaşılabilir haber mecrası haline gelmesinden hareketle; yeni medya haberciliğini ele aldıklarını belirtti.

Kasap, Öğüç ve Dolunay, çalışmaları ile ilgili şu bilgileri de paylaştı:
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) basını, son yıllarda artış gösteren cinsel istismar haberlerine özel ilgi göstermektedir. Bu noktadan hareketle, çalışmamızın konusu, söz konusu artış ve medyanın bu haberlere gösterdiği ilgiye paralel olarak, cinsel istismar haberlerinin internet haberciliğinde sunumunun incelenmesidir. Bu kapsamda çalışmada, Kuzey Kıbrıs medyasında sıklıkla yer alan adli haberler kapsamında olan “taciz” ve “tecavüz” haberlerinden hareketle, Bilişim Yasası’nın KKTC’de henüz bulunmadığının da bilinciyle ülkede yayın yapan internet gazetelerinin örneklemleri incelenmesi amaçlanmıştır. Gazeteciliğin temel etik kodlarından biri olan tarafsızlık ve bir haberin iki tarafı olabileceği gerçeği zaman zaman göz ardı edilmektedir. Tecavüz, intihar, cinayet gibi haberler, toplumsal olarak daha çok tepki çeken haberlerdir. Dolayısıyla gazetecilerin, yaşanan bu tür gelişmeler karşısında duygusal sorun yaşayabileceği gerçeği ile karşı karşıyayız. Çoğu zaman haber manşetlerinde kullanılan ifadeler ile, hakkında mahkeme hükmü bulunmayan (hakkında yargılama süreci devam eden) kişilerin suçlandığı görülmektedir. Araştırma kapsamında, Kıbrıs’ta yayın yapan internet gazeteleri incelenmiştir. Gazetelerin bazıları sadece İnternet üzerinden yayın yapan gazeteler olurken, bazı gazetelerin geleneksel basılı gazeteleri de bulunmaktadır. Araştırma kapsamında, basılı gazetelerin etik kaidelere daha çok dikkat gösterdiği gözlemlenirken, sadece internette yayın yapan gazetelerin, etik kodları çok dikkate almadan, tamamıyla okuyucunun dikkatini çekmek üzere haberini şekillendirdiği belirlenmiştir.”

Kıbrıslı Türk Akademisyenler Olarak Onur ve Mutluluk Duyduk
Doç. Dr. Fevzi Kasap konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Harvard Üniversitesi’nde iki bildiri sunarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve Yakın Doğu Üniversitesini temsil etmekten dolayı onur ve mutluluk yaşadıklarını belirterek, bildirilerin geliştirilmiş makale versiyonlarının kısa süre sonra yayınlanacağını da sözlerine ekledi.

Post Author: cagri