YDÜ, 22. Ulusal Kanser Kongresi’nde temsil edildi

YDÜ, 22. Ulusal Kanser Kongresi’nde temsil edildi

22. Ulusal Kanser Kongresi, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği, Türk Pediatrik Onkoloji Grubu ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nin ev sahipliği ile Antalya’da gerçekleştirildi.

Beş ayrı salonda gün boyu devam eden toplantılarda çok sayıda bilimsel çalışmanın sunulduğu kongrede konusunda uzman konuşmacılar tarafından sunumlar yapıldı ve kanser tanı ve tedavisi ile ilgili en son gelişmeler paylaşıldı.

YDÜ Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meltem NALÇA ANDRİEU, kongrede “Glioblastomda Tedavi” panelinde başkanlık görevinin yanısıra meme kanserleri ve gastrointestinal sistem kanserleri ile ilgili posterlerin değerlendirme kurulunda yer aldı.

Kongrede, kötü seyirli bir beyin tümörü olan glioblastomda cerrahi tedavi sonrası eşzamanlı olarak uygulanan radyoterapi ve kemoterapi ile elde edilen uzun yaşam sürelerine rağmen hastalar sıklıkla nükseden tümör nedeniyle kaybedilmektedir denildi. Nüks durumunda uygulanabilecek ikinci seri radyasyon tedavisi ve ilaçların konuşulduğu panel oldukça ilgi topladı.

Immunolojik ve Hedefe Yönelik Tedaviler
Kanser tanı ve tedavisi ile ilgili çalışan tüm uzmanlık dallarından doktorların katıldığı kongrede en çok konuşulan konular immunolojik ve hedefe yönelik tedaviler oldu. Son yıllarda yapılan çok sayıda çalışma, kanser hastalarının bağışıklık sisteminin tümöre karşı aktive edilerek kullanılmasının umut verici sonuçları olduğunu göstermiştir. Ayrıca yapılan genetik çalışmalar ile tümörlerin hangi ilaca daha duyarlı oldukları saptanabilir ve tümörün biyolojisine uygun hedefe yönelik tedaviler yüksek başarı oranları ile kullanılabilir hale gelmiştir.

Ayrıca, kongrede Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı tarafından yapılan “Erken evre sol meme kanserli olgularda serbest solunumlu ve solunum kontrollü radyoterapi (RPM) ile normal doku dozlarının dozimetrik karşılaştırılması” isimli çalışma da poster olarak sunuldu. Dünyada kadınlarda en sık görülen kanser tipi olan meme kanseri günümüzdeki teknolojik gelişmeler, yeni nesil ilaçlar ve hormonoterapi kullanımı nedeniyle başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Tedavi başarısının artması nedeniyle tamamen iyileşen ve uzun yaşayan hastaların yaşam kalitesi ve geç yan etkiler önem kazanmaktadır. Cerrahi tedavi yapılan hastalara ameliyat sonrası uygulanan sol meme ya da göğüs duvarı radyoterapisinin geç dönemde radyasyona bağlı kalp, damar ve akciğer hastalıklarına ve hatta 10-15 yıl sonra koroner arter tıkanıklığına bağlı kalp krizine neden olduğu gösterilmiştir. Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’nda yapılan çalışmada meme koruyucu cerrahi sonrası sol memeye radyoterapi verilen hastalarda solunum kontrollü radyoterapi (RPM) ile serbest solunumlu (FB) radyoterapi karşılaştırılarak ışınlanan kalp ve akciğer hacmi ile kalp, kalbin sol karıncığını besleyen koroner arterin ve akciğerin aldıkları radyasyon dozları değerlendirildi. Radyasyon tedavisi veren RapidArc cihazı ile entegre olarak kullanılan ve Kıbrıs adasında sadece Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi’nde bulunan solunum kontrollü radyoterapi (RPM) ile yapılan sol meme tedavilerinde ortalama ve maksimum koroner arter dozları, toplam ve ortalama kalp dozları ile kalbin ve sol akciğerin yüksek doz alan hacimleri serbest solunum ile yapılan planlamalara gore anlamlı olarak düşük bulundu. Çalışmanın sonucu, sol meme kanserli hastalarda uygulanan radyoterapiye bağlı en önemli geç yan etki olan kardiyovasküler hastalıkları RPM tekniği kullanılarak ciddi ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu gösterdi.

Ulusal Kanser Kongresi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile sona erdi.

Post Author: Orhan ÖZKILIÇ